Kur’an’ın aksi yöndeki apaçık beyanlarına rağmen “velilerin insanların kalbinden geçeni bildiğini” iddia eden, “sıkışıldığında kabir ehlinden yardım istemeyi” savunan, “ölen bir velinin insanlar üzerinde tasarrufta bulunmaya devam edeceğine” inanan bir anlayışın, bu yaklaşımları şirk olarak niteleyen Yusuf Karadavi’yi davet etmiş olması nasıl izah edilebilir?

İslam ve Hayat
Nakibendi tarikatinin sivil toplum kuruluşu Marifet Derneği tarafından hafta sonu İstanbul Wow Otel’de düzenlenen sempozyum Yeni Şafak’ın “provokasyon” haberi sebebiyle epey ses getirdi.
Bu provokasyon ithamının herhangi bir gerçekliğe tekabül etmediğini, AKP ve medyasının son dönemde çokça kullanmaya başladığı bir terbiye aracı olmaktan öteye geçmediğini biliyoruz.
Sempozyumla ilgili bizim ilgimizi çeken, katılımcı listesinin nasıl formüle edildiği hususu. Katılımcılara bakıldığında, temel konularda birbirinin tam zıddı yaklaşımlara sahip isimler dikkat çekmekteydi.
Türkiye’de ilk olarak “Tevhidin Hakikati” adlı eseriyle tanınmış olan Mısırlı ilim adamı Yusuf Karadavi’nin, batini görüşleriyle tanınan bir tarikatin toplantısında, bu tarikatin önde gelenleriyle bir arada bulunması ilginç değil midir?
Kur’an’ın aksi yöndeki apaçık beyanlarına rağmen “velilerin insanların kalbinden geçeni bildiğini” iddia eden, “sıkışıldığında kabir ehlinden yardım istemeyi” savunan, “ölen bir velinin insanlar üzerinde tasarrufta bulunmaya devam edeceğine” inanan bir anlayışın, bu yaklaşımları şirk olarak niteleyen Yusuf Karadavi’yi davet etmiş olması nasıl izah edilebilir?
“Hz. Musa’nın kabrini ziyaretimde, ondan Müslümanlar için yardım istedim” şeklinde ifadelerde bulunabilen, “Eyyub El Ensari’nin hayatını anlatan kitabı alın ki, o da size ahirette şefaat etsin” şeklinde kitap reklamı yapabilen, Kur’an ayetlerinin bir kağıda mürekkeble yazılıp suya atıldıktan sonra o su içilirse şifa bulunacağını yazabilen, bu arada sağlık sorunu ortaya çıkmasın diye de safran gibi doğal mürekkebler kullanılmasını da hassaten tavsiye edebilen Cübbeli Ahmet’le, Tevhid’in Hakikati’nin yazarı Yusuf Karadavi’nin aynı karelerde olması doğrusu ilgimizi çekti.
“Tevhidin Hakikati” mi, tevhidin hakikatinden fersah fersah uzak batini anlayış mı bu birliktelikten kârlı çıktı diye sormakla yetinmek istiyoruz.

